Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğü, bazı dış güçlerin desteklediği terör örgütleri ile siyasi ve dini yapılanmalar aracılığıyla zedelenmek isteniyor. Bütün bunların tepki çekmemesi için Türk gençliğinin toplumsal olayları sıradan gelişmelermiş gibi algılaması sağlanmaya çalışılıyor. Birlik ve beraberlik duygusunun sindirilme mücadelesi ne yazık ki hızla ilerleme göstermektedir.
Bu süreç uzun yıllardır işleyen ve cemaat adı verilen yapıların devlet mekanizmalarına sızmasıyla başladı, zamanla kontrolü ele geçirmesiyle bugünkü halini aldı. Hem planlama hem de uygulama aşamasında bu tehlikeler defalarca dile getirildi, çeşitli kişilerin kitaplarında ayrıntılarıyla yer aldı. Bunun farklı bir biçimini ise güneydoğu şehirlerimizde terör örgütlerinin eylemlerinde görüyoruz.
Son yıllarda gündeme gelen bazı isimlerin geçmişlerinin bulunmayışı ilginç bir ayrıntı gibi görünse de bu planların bir parçasıdır. Yeni gazeteciler, yeni siyasetçiler, yeni iş insanları belirli konularda demeçler vererek öne çıkıyor; bağlı oldukları kurum ve kuruluşlarda ise son derece hızlı yükseliyorlar. Yalnızca on yıl gibi kısa bir sürede sıradan gazetecilerin kanal sahibi olduğuna, sıradan memurların parti başkanı olduğuna, sıradan imamların kaymakam ve vali olduğuna şahit olduk. Buna karşılık on yıl öncenin gazetecilerini, siyasetçilerini ve sanatçılarını bugün ekranlarda göremiyoruz; çünkü yasaklılar.
Tüm bunlar yaşanırken Türk halkının ve Türk gençliğinin duyarsızlaştırılması süreci de hayata geçirildi. Bugün iki kesim var: iktidar ve destekçileri ile iktidara karşı olanlar. İktidara karşı olanlar her icraatı araştırmadan reddederken, iktidar yanlıları her adımı koşulsuz destekliyor. Bu kutuplaşma da bilinçli olarak kullanılmak isteniyor. İktidar karşıtı görünümlü parti ve dernekler kurularak muhalefet bölünüyor, aslında iktidara hizmet ediliyor. Bu yapılar Atatürk, din, devrim, sosyalizm, eşitlik ve insan hakları gibi toplumda karşılık bulan kavramları araç olarak seçiyor. Ne yazık ki Türk halkı bu tuzağa kolayca düşüyor.
Muhalefet partilerinin içlerine sızılarak işlevleri yok edildi. Türk Silahlı Kuvvetleri ve bazı siyasi güçler Ergenekon ve Balyoz gibi uydurma davalarla yıpratıldı, içi boşaltıldı. Muhalefet partileri ahlak dışı yöntemlerle çökertildi. Tepki gösteren halk ve öğrenci grupları çeşitli baskılarla sindirildi. Yardım ve eğitim amaçlı kurulan derneklere baskın yapıldı, yöneticileri günlerce gözaltında tutuldu. Üniversitelerde liderlik yapan öğrenciler okullarından uzaklaştırıldı. Öyle davalar açıldı ki yeni doğmuş bebekler bile mahkemeye çağrıldı. Toplu gösterilere sızdırılan unsurlar şiddet eylemleri düzenledi ve bunlar sanki halktan çıkmış gibi gösterildi. Büyükşehirlerin işlek caddelerinde bombalar patlatıldı. Yüzlerce vatandaşımız hayatını kaybetti, binlercesi şehit oldu.
Ülkemde tüm bunlar yaşanırken halkın içinden bir vatandaş olarak gördüklerimi, duyduklarımı ve hissettiklerimi paylaştığım yazılarımı daha geniş kitlelere ulaştırmak için sosyal medyayı araç olarak kullanıyorum.
BERK ŞİMŞEK
28.03.2016
BERK ŞİMŞEK KİMDİR?
Beni yeni tanıyan bazı insanlar, düşüncelerimi dinlediklerinde hemen "ırkçı" ya da "faşist" damgası vuruyor. Ben ne ırkçıyım ne de faşistim. Ben milliciyim. Savunduğum şey bu ülkenin bağımsızlığı, Cumhuriyet'in değerleri ve Atatürk devrimleridir. Bir dönem bu çizgiye "Kemalci" denmişti, bugün Kemalist diyoruz. Ben aynı zamanda Kuvvacıyım. Hem millici hem kuvvacı yani; Kuvvayi Milliye çizgisinde bir Kemalistim. Atatürk devrimlerinin koruyucusu, Cumhuriyet'in bekçisiyim. Aklı hür, fikri hür, vicdanı hür bir Türk genciyim.
Atatürk ve silah arkadaşları bu ülkeyi emperyalizme karşı savaşarak kurdu. Cumhuriyet daha yeni kurulmuşken çeşitli isyanlar çıktı. Bu isyanları çıkaranların tamamı emperyalizmin maşalarıydı. Amaç genç Cumhuriyet'i zayıflatmak, bölmek ve yıkmaktı. O gün ne yaşandıysa bugün de benzerini görüyoruz. PKK yıllardır bu ülkenin askerini, polisini, öğretmenini ve sivilini katlediyor. Nihai hedefi Türkiye'den toprak koparmak, Cumhuriyet'i parçalamak. Benim karşı olduğum budur. Cumhuriyet'e silah doğrultan herkes bu ülkenin düşmanıdır.
Ama burada altını çizmek istediğim kritik bir nokta var. PKK ile Kürt vatandaşlarımız aynı şey değildir. Ben hiçbir zaman bütün bir halkı suçlamadım, suçlamam da. Bu ülkenin Başbakanı da Kürt oldu, milletvekili de, belediye başkanı da, Cumhurbaşkanı da. Buna kimsenin itirazı yok. Çünkü mesele etnik kimlik değil; mesele Cumhuriyet'e ve ülkenin bütünlüğüne nasıl baktığındır. Eline silah alıp bu ülkeye savaş açanın kimliği değil, eylemi belirleyicidir. Kürt de olsa karşısında dururum, başka bir etnik kökenden veya mezhepten de olsa karşısında dururum. Çizgim burada nettir.
Sorun şu; bazı yapılar bilinçli olarak PKK ile Kürt halkını aynı şeymiş gibi gösteriyor. Böylece PKK'ya karşı çıkan herkesi "Kürt düşmanı" ilan edebiliyorlar. Bu bir algı oyunudur. Hem örgüte kalkan oluşturuyorlar hem de toplumu ayrıştırıyorlar. Oysa gerçek tam tersidir. PKK'nın en büyük zararı yine bu ülkenin Kürt vatandaşlarına olmuştur. Bölgeyi çatışmaya sürüklemiş, insanların hayatını karartmış, gençleri ölüme göndermiştir.
Savunduğum şey basittir; Cumhuriyet'e, bayrağa, ülkenin bağımsızlığına sahip çıkmak. Geçmişte bu ülkeyi parçalamaya çalışan isyanlara karşı devlet nasıl tavır aldıysa, bugün de aynı kararlılığın sürmesi gerekir. Bu etnik nefret değil, devlet refleksidir. Çünkü bir devlet kendi vatandaşına silah doğrultan yapılar karşısında geri çekilirse devlet olmaktan çıkar.
Ben bütün vatandaşların ortak bir milli bilinç etrafında birleşmesini isterim. Cumhuriyet'in gerçek gücü buradadır. Ama bu birlik emperyalist projelerin maşası olmuş yapılarla değil, ortak bir vatan fikriyle korunabilir.
Kemalist bir genç olarak Cumhuriyet'in yanında duruyorum. Atatürk devrimlerini, bağımsızlığı ve milli bütünlüğü savunmak gerektiğine inanıyorum. Bunu savunmanın adı ırkçılık değil, Cumhuriyet'i müdafaa etmektir.
BERK ŞİMŞEK
11.05.2026
manİfestom
Birinci Dünya Savaşı'nda ve Kurtuluş Savaşı'nda yüz binlerce genç; bir vatanım olsun, bir bayrağım olsun, özgürce yaşayabileceğim bir hayatım olsun diye ailesini, arkadaşlarını, sevdiklerini bırakıp cephede cesurca çarpıştı. O kanla sulanmış topraklar bugün bizim omuzlarımızdadır.
Şimdi yeni nesillere düşen görev, emperyalizmin maşalarına ve kalemlerine karşı fikir savaşında taraf olmaktır. Ben bu savaşta yaratacağım etkiyi büyütmek için bu web sitesini kurdum.
Ulu önderimin Bursa Nutku'nu ve Gençliğe Hitabesi'ni hayat felsefesi edinmiş bir Türk genci olarak şunu haykırıyorum: Şehit kanıyla sulanmış bu cennet vatanın üzerindeki emperyalizmin gölgesini kaldırmak için tüm gücümle savaşacağım.
BERK ŞİMŞEK
felsefem
İletişim
Bize ulaşın, görüşlerinizi paylaşın.
BERK ŞİMŞEK
Bu İnternet Sitesi içeriğinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, fotoğraf, video, müzik vb.) BERK ŞİMŞEK'in şahsına ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. BERK ŞİMŞEK ilgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir. Bu İnternet Sitesinin her hangi bir sayfasına girilmesi halinde yukarıda belirtilen şartlar kabul edilmiş sayılır. Bu şartların kabul edilmemesi durumunda İnternet Sitesine girilmemelidir.
© 2025. All rights reserved.